TAYLAND’da bir güzel…KRABİ

TAYLAND’da bir güzel…KRABİ

Asya’da tropik kuşak ülkeleri ziyaret edeceğinizde ilk akla gelen ülkelerden biridir Tayland. Malezya hariç, otantik turist deneyimleri sunan ve görece daha az gelişmiş olan komşuları Myanmar, Laos, Kamboçya’ya göre nispeten daha turistik kabul edilmesinin sebebi, marka destinasyonlarının dünyaca meşhur olması, tam tersine ülkenin kuzey ve güneyindeki gerçek değerlerinin ise az bilinmesidir.

Bu yazımda biraz Tayland genelini, çokça da Krabi bölgesini ele alarak eski Siyam Krallığını, günümüzdeki resmi adıyla Tayland Krallığının bu gizli cennetini anlatacağım.

THY’nin yaklaşık 10 saatlik uçuşu ile varacağınız Tayland’ın başkenti Bangkok. Ülkenin batısında Andaman denizi, güneyinde ise Tayland körfezi bulunmaktadır. Yaklaşık 70 milyon nüfusu bulunan ülkenin yüzölçümü 513.120 km²’dir. %90’ı budist olan Tayland halkının resmi dili Tayca’dır. Ülkede azınlıkta olmakla beraber güneyli Malay, Çin, Khmer ve Laos etnik kökenine sahip topluluklar da yaşamaktadır.

Tayland tarihte büyük toprak kayıplarına uğrasa da, kolonizasyon döneminde asla Avrupa devletlerinin sömürgesi olmamıştır. 1932 yılındaki devrim sonucu Krallık yıkılmış ve yerine parlamenter sistem getirilmiştir. 1939 yılından itibaren de Siyam Krallığı ismi Tayland olarak değiştirilmiştir.

Turizme geri dönersek, 2004 yılında çok sayıda can kaybına yol açan depremden sonra Tayland hızla toparlanmış ve eski günlerini aratmayacak bir performans yakalamak için, gerek sürdürülebilir turizm hamlelerini, gerekse tanıtım çalışmalarını arka arkaya harekete geçirmiştir. Resmi rakamlara göre 2012 yılında ülkeyi 22 milyon yabancı turist ziyaret etmiş.

Geçen yıl Tayland turizm otoritelerinin daveti üzerine katıldığım böyle bir inceleme gezisi esnasında ülkenin en güzel deniz-kum-güneş tatil bölgelerinden birini keşfetme imkanı buldum. Yazımın başlığından da anlayacağınız üzere Krabi’den bahsediyorum. Başkent Bangkok’dan 1 saatlik iç hat uçuşu ile ulaşabileceğiniz Krabi, Tayland’ın güneyinde Andaman denizi kıyısında gerçek bir tropik cennet.

Krabi nehrinin yaklaşık 5km boyunca içinden geçerek denize döküldüğü ve eyaletin başkenti olan Krabi town isimli kasaba, sizi tatil havasına sokacak bir başlangıç sunuyor. Yüksek nemli ve sıcak sokaklarında dizili, irili ufaklı mağazalarda turistik eşyaları çokça görseniz de, asla kitle turizmi destinasyonu olmadığını hissediyorsunuz. Kasabanın nüfusu 25.000 iken, zaten tüm bölgenin nüfusu yaklaşık 400.000. Müslüman nüfusun diğer bölgelere göre daha çoğunlukta olduğu ve hiçbir aşırılığın olmadığı bir yer Krabi.

Meşhur plajlarına gelince, Ao nang, Railay beach, Pra nang, Lanta adalar grubu, Poda beach, Phi Phi adası en güzel sahilleri ve en egzotik manzarayı sunuyorlar. Son yıllarda tüm dünyadan on binlerce kaya tırmanışçısı, denizden göğe tırmanırcasına yükselen kalker kayalıklarda antrenman yapmak ve keyif için Ton sai bölgesine de geliyor. Krabi’de deniz kenarında yoğun ve çarpık yapılaşmanın olmaması aslında coğrafi koşullar ve tayfun, tsunami gibi doğa afetlere karşı bir önlemin sonucu. Zaman içinde turizm yatırımları da, turistik talep de, daha izole koylarda ve adalarda kendi tesislerini oluşturmuş. Aslına bakarsanız benim de en çok hoşuma giden bu oldu.

Bembeyaz sahilinin bitimindeki yüzme havuzunu geçip, bineceğiniz golf arabası ile doğa içindeki tesisin açık, taş sokaklarında dönerek yükselip odanızın kapısına geldiğinizde, Grand Centara Resort’un sunduğu manzara sizleri büyüleyecektir. Arkasındaki ormanda maymunların ağaçlarda gezindiği, çok özel spa ve masaj odalarının dinginliği, çalışanların güler yüzlü ve misafirperver yaklaşımları, aslında sadece bu tesise özel değil. Bölgedeki otellerin ağırladığı misafir profilinden olsa gerek, ziyarete gittiğimiz her otelde buna benzer bir ağırlama ve tesis kalitesini görme imkânı buldum.

Güney Tayland’ın kendine has yerel mutfağı, meyvelerle birleştirilen deniz mahsülleri ve adını değil ama tadını aklımda tuttuğum diğer tüm yemekleri harika. Aslına bakarsanız Asya’nın diğer ülkelerinde olmadığı kadar adapte olabiliyorsunuz yemeklere.

Tesisi beraber gezdiğimiz Coşkun abinin (Aral) tavsiyesi ile 37 derece sıcak havaya inat buz gibi soğutulmuş klimalı restoranda, Tom Yam Kung yedik. Limon otu, mantar ve karidesli bu çorba, çoğu zaman baharatlı ikram edilse de, özellikle yabancılar için süt ve Hindistan cevizi suyu ile tatlandırılmış olarak de servis ediliyor. Yine çok özel lezzetlerinden biri olan mavi yengeçler sofraların baş tacı. Hatta ironik şekilde ertesi gün, sayıları hızla azaldığı ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kaldıkları için, Tayland turizm otoriteleri tarafından özel olarak davet edildiğimiz “mavi yengeçleri suya bırakma” etkinliğine katıldık.

Bu etkinlik çerçevesinde, sahile yakın özel havuzlarda çoğaltılan mavi yengeçler belli bir büyüklüğe ulaştıklarında, naylon poşetler içerisinde sahile getirilerek turistler, yetkililer ve davetlilerin katıldığı bir seremoni sonrası denize bırakılıyorlar. Bu gerçekten çok sıra dışı bir deneyimdi…

Aslına bakarsanız tüm Tayland deneyimimin en güzel anıları ve aklım Krabi’de kaldı. En kısa sürede tekrar geleceğim.

Tayland’a gelmişken tabi ki Puket adasını ve dönüş yolculuğumuzun da başkenti olan Bangkok’u görmeden olmazdı. Puket’e gidince, tabi ki kendimizi ilk olarak yüzlerce bar ve diskonun olduğu, biraz kafa karıştırıp sonra sıradanlaşan Patong plajına atmadık : )

Aklımda hep doğa ve sürdürülebilir turizm olduğu için yine sahillerini ve adalarını merak ediyordum. Sahildeki marina’dan kalkan güçlü ve tabi ki çevreci olmayan büyük tekneler ile adaları keşfe çıkıyoruz. Leonardo Di Caprio’nun meşhur “Beach” filminin çekildiği ve Krabi’den de ulaşılabilen Phi Phi adalarındaki o muhteşem sahile varınca büyük hayal kırıklığına uğruyorum. Onlarca tekneden inen yüzlerce insan sahili işgali etmiş, sadece kendi bedenlerini değil, yanında bir dünya çöp de getirmişti. O kadar turistik ve kalabalık olacağını hiç tahmin etmediğim sahilde, İstanbul’dan eski dostum Devran’ı bile görünce, “tamam, burası artık kitle turizminin baskısı altında değil, işgali altında” dedim içimden.

Ama kabul etmek lazım, gerçekten rüya gibi bir sahil. Biraz ilgi ve regülasyon ile rahatlıkla geri alınabilir.

Puket, dalış turizminin de dünyadaki en önemli merkezlerinden biri. Balıkçılık ve turizm en önemli gelir kaynağı. Gece hayatı konusunda Pattaya’dan sonra 2. önemli destinasyon olduğunu Patong plajında gece bizzat görüyorum ama, buna rağmen aileler için de çok sayıda plajları ve sahil otelleri mevcut

Eve dönmeden önceki son durağım Bangkok’tu. Thai toplumu tarafından “Melekler Şehri” olarak anılan Bangkok, Asya’nın en renkli alışveriş ve en kaotik eğlence merkezlerinden biri sayılır. Şehir bir defa çok büyük. İki havalimanı olan ve tam olarak bilinmese de 10 milyondan fazla nüfusu olan Bangkok’taki lüks otellerin çoğu Suhkumvit ve Silom bölgelerinde bulunuyor. Siam square bölgesinde bulunan büyük alışveriş merkezlerine ulaşım “Sky Train” isimli havada, viyadüklerin üzerinde giden trenlerle sağlanıyor. Büyük dediysem, gerçekten dünyanın sayılı büyüklükteki alışveriş merkezlerinden bahsediyorum ki, bu merkezler aynı zamanda konser, festival ve diğer etkinliklerde yoğun çekim merkezleri.

Bangkok’un ilk yerleşim birimi olan Thonburi bölgesi ve etrafında konuşlanmış olan tarihi ve dini merkezleri görmeden eve dönmemek lazım. Uzanan Buda Tapınağı Wat Pho, Milli Müze, Kraliyet sarayı ve Şehir Sütunu görmeniz gereken başlıca yerler. Hala güncelliğini koruyan ve eski şehrin etrafını saran “Yüzen çarşı” ve “Çin mahallesi” yine önemli turistik bölgelerden.

Başkenti ile Asya’nın en canlı, kuzeyi ile en otantik kültür deneyimleri, güneyi ile en egzotik ve tropik tatilleri sunan Tayland, gezginlerin listesinde bence ilk 10’a girmeyi fazlası ile hak ediyor.

 

Diğer ülkeler...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>