Kilimanjaro Dağı Tırmanışı – Machame Rotası

IMGP3206

Uzun uğraşlardan sonra Kilimanjaro Tırmanışını gerçekleştirmek için Kuşadası Belediyesi ve Detam Şirketler Grubu’nun desteğini alarak hiç zaman kaybetmeden hazırlıklara başladım. Geographika ile anlaşmamızı yaptık ve tarihleri ayarlayıp uçak biletlerini aldık. Biz tırmanışlarımızın neredeyse hiçbirisine tur şirketleriyle gitmediğimiz için Geographika’yı bu konuda biraz zorlamış olabiliriz. Sorduğumuz her soruya sabırla cevap vermeleri bizi sevindirdi. Bazen farkında olmadan bildiğimiz konularda soru sormaya başladığımızı fark ettik. Neyse ki çok basit sorulara bile sabırla cevap vererek beni rahatlattılar. Fakat şöyle de bir gerçek var ki dağa gitmeden cevaplayamadığınız her soru beraberinde başka sorunu yaratıyor.

1.gün: İstanbul’dan Moshi/Tanzanya’ya

Uçaktan indim ve kendimi İstanbul’un kar soğuğundan Afrika’nın kavurucu sıcağına bıraktım. Vize işlemlerini de hallettikten sonra çantamı sırtlandım ve kendime Moshi’deki kalacağım otele gitmek için taksi aradım. Kapıdan çıkar çıkmaz yakanıza yapışan taksiciyle pazarlık yapmayı düşündüğüm an taksiciler konseyi direk adresi görünce 50 dolar diyerek kapattılar konuyu. Taksi şoförü çıkış için pul gibi bir şey aldı ve yolumuza devam ettik. 45 dakikalık yolculuğumuzun sonunda kalacağım otele vardık. Beni çok güzel karşıladılar. Önce sarılıp sonra meyve suyu ikram ettiler. Kaldığım otel şehre yakın olmadığı için otelden çıkamadım, biraz uyudum ve otelin çevresinde gezindim. Akşam 6’da rehberle tanışmak için aşağıya indim. Tırmanış ekibinin 12 kişi olduğunu beklerken 3 kişi olduğunu öğrendim. Çok azdık.

2.gün: Machame Girişinden Machame Kampına

Sabah saat 9’da hareket için hazırlandım. Bol meyveli ve omletli kahvaltıdan sonra kendimi daha iyi hissediyordum. G Adventures’ın küçük minibüsüne çantalarımız yüklendi ve tüm ekiple beraber Kilimanjaro Milli Parkı’na doğru yola çıktık. Bir saat süren yolculuğumuzun sonunda Machame kapısına vardık. Pasaportlarımızla beraber herkesin giriş yaptığına dair bir defter doldurduk. Eşyalarımız büyük çantalara yerleştirildi. Kısa bir bekleyişten sonra önce sularımız ardından öğlen için yemeklerimiz geldi.

Kilimanjaro Dağı’nın eteklerinden başladığımız yürüyüşe birçok ülkeden gelen insanlar ve doğanın o muhteşem sesi de bize eşlik etti ve altı saat süren yürüyüşümüz Machame kampında sona erdi. Gün içinde hem yağmur hem de güneş eşlik etti bize. Eğer bu dağa gidecekseniz geniş bir zirve çantanız, alt-üst yağmurluk olmalı. Rengarenk ve iç içe olan çadırların yanına ulaşınca bir rahatlama hissettim. Çok geçmeden çay içip bir şeyler atıştırdık ardından bilgilendirme toplantısı yaparak çadırlarımıza çekildik.

3.gün: Machame Kampından Shire 2 Kampına

Machame kampından Shire 2 kampına ulaşmak için saat 8’de 2890 metredeki kampımızdan ayrıldık. Bugün yürüyüşe başlangıçta eğim arttı ve yol boyu taşlarla ilerledik. Çok fazla ekip vardı. Dört buçuk saat yürüdük. Az gittik, uz gittik, biraz atıştırdık. Nefes alışverişlerimiz hızlandı. Kanadalı çocuk nefes alırken ölecek sandım. 3840 metredeki kampa vardığımızda sabah bizi yakan güneş öğleden sonra kayboldu ve bizi üşüten soğuğa bıraktı. Kısa bir dinlenmeden sonra çanlar midem için çalıyordu. Normalden fazla acıkıyordum. Ne yesem 1 saate öğütülüyordu. Akşam yemeğimiz mükemmeldi. 3 kase çorba, iki pişi ve 2 tabak beef soslu makarna yedim. Bol bol su içerek vücudumun dengesini korumaya çalışıyordum. Yatmadan önce, yarın için toplantı yaptık. Rehberin dediğine göre yorucu ve uzun parkur olacakmış. Önce yükselip sonra ana kampa ineceğiz. Daniel, sürekli bize pozitif düşünün çağrısı yapıyordu.

4.gün: Shire 2 kampında Barranco kampına..

Bugün yükselip alçalacağımız gündür diyerek 3850 metredeki Shire 2 kampından ayrıldık. Lava Towerı çevreleyen kayalıklardan ilerledik ve 4630 metreye yükseldik. Burada öğleni geçirip ana kamp olan Barranco kampına hareket ettik. 6 saat yürüyüşün ardından ana kampa (3950 mt) vardık. Bugün ayaklarım isyan bayrağını çekmişti. Bu yüzden azcık kestirdim. Uzaktan gözüken rengarenk çadırlar ve bize eşlik eden endemik ağaçların sonunda kampı şenlendiren yerel halkın dansıyla günü bitirdik.

Camelbag denilen su torbasının önemini bu dağda anladım. Yeterince soğuk bir havası olmadığı için (zirve günü hariç) kullanabilirsiniz. Hava sıcak, eğim fazla, kaybettiğiniz eforda yüksek ve sürekli su içip atıştırmak zorundasınız. Bu su torbası sayesinde durmanıza gerek kalmıyor ve sürekli su içebiliyorsunuz.

5.gün: Barranco Kampından Barafu Kampına

Çantayı hazırla, kahvaltı yap derken yürüyüşe başladık. Büyük Barranco Duvarı ve geniş dağ çölü üzerinden ara kampa vardık, ekip bize yemek hazırladı. Dinmeyen yağmurla beraber havada soğudu. Yemeğimizi yeyip yağmurluklarımızı tekrar giydik. Pale pale (yavaş yavaş) yürüdük. Sonunda kampa ulaştık. İsim-adres-yaş-meslek-imza derken her kamp alanında doldurduğumuz defteri doldurduk. 8 saatlik yürüyüşle 4681 metredeki son kampımıza vardık. Yağmur kendini kara bırakmış, hava ısınmıştı. Çadırlar kurulmuştu ve yemek çadırı hazırlanıyordu. Üstümdekileri çıkarıp, zirve günü için yanıma alacaklarımı hazırladım. Çok hızlı olan ekibimiz, yemeği hazırladı. Yemek sırasında rehberlerimiz de bize eşlik etti. Her gün biri bizimle yemek yiyordu. Yemek sonrası toplantımızı da yaptık ve gece 11.30’ta kalkmak için akşam 6’da uyumak için çadırlarımıza girdik. Uyku tutmuyordu, heyecanlı değilim diyerek kendimi yatıştıramadım, sağa döndüm, sola döndüm olmuyor. Biraz müzik dinledim. Hissedebiliyordum saatler geçmişti. En sonunda uyuyakaldım.

P2140123-1024x768

6.gün: Kilimanjaro (Uhurupeak) bitmek bilmeyen bir yol! 16/02/15

Rehber sürekli pale pale diyip duruyor. Tüm insanlık kiliye çıkmak için uğraşıyor. Gece 11.30 da kalktık. 12’de hareket edecek şekilde hızlıca kahvaltı ederek yola koyulduk. Bir banka sırası düşünün, yavaş yavaş ilerleyen ve güvenlik görevlisinin size acele etmeyin dediğini. Burada da rehberler pale pale diye bağırıyor. 100 den fazla kişi olduğuna inanıyorum. Bir grup  dururken arkasındaki grup önüne geçiyor. İlerle dik bir parkur var. Gecenin zifiri karanlığında kafa lambalarının verdiği ışığı görüyorsunuz. Uzaktalar. Fark ediyorsunuz eğim giderek artacak. Ama sorun değil biz yavaşça ilerliyoruz. “We can do it”. Bizim ekibimiz dün gece hiç dinlenme yapmama kararı almıştık ama bozmak zorunda kaldık. Su içmek için camelbag denilen su torbalarını alamadığımız için termostan su içmek için duruyoruz. Biraz bir şeyler atıştırıp kuyruğa dahil oluyoruz. Evet gidiyoruz. Bende biraz mide bulantısı ama iyiyim. Arada arkama bakıyorum. Aşağıda kafa lambaları. Sadece o grubu aydınlatıyor. Hava açılmak istiyor. Karanlık kendini aydınlığa bırakmak istercesine… şehrin ışıkları ve kilinin karşısındaki 5000 metrelik koca dağ. Hey güzel dünyanın güzel parçası Kilimanjaro. Mükemmel gözükerek insanı heyecanlandırıyor, büyülüyor. Gece başladığımız yürüyüşte havanın aydınlanmasını beklerken bir türlü aydınlanamıyor. Saatim yok. Daniel’a soruyorum. Saat kaç, ne zaman varacağız. Artık sıkıldım. Eğim artıyor, irtifa midemi çalkalıyor. Elimde batonlarım. Tutmuş karın üzerine gündüz yağan kar ve gecenin soğuğu ile sertleşiyor.6:30’da son adımları atarak zirveye adımımı atmış oluyorum, tabi ben STELLA noktasını (stellapoint) zirve sanarken mutluyum. Hava yavaşça aydınlanıyor. Tabelaya bakmak yok baksam da zirvede büyülenmiş beynim ile odaklanamıyorum. Daniel önce fotoğraf çekilmemi, biraz elma yememi izledi ardından bana acı gerçeği söyledi. “Aslii let’s go uhuru peak” aha bak şurası diye de parmağı ile gösteriyor. Uhuru zirvesine son 100 metre var. Bendeki rahatlık kimsede yok. Kameramın pilleri dondu ve Beth beni çekmek zorunda kalıyor. Fotoğrafları çektik, zirveye gidenler geri dönmeye başladı. Artık gitme vakti gelmişti. Güneş dağların arkasından bize merhaba derken Daniel durgun bedenimi harekete geçirmek için elimden tutup beni patikaya soktu. İnenlere imrenerek yürümeye devam ettim. Zirvedeki buzullara hayret ederken beni buraya gömüverin ölünce dedim. Tabi bunu yine organlarım birbirine söyledi. Dışarı söylemek istesem de hızlı düşünüp İngilizce söyleyememe özelliğim var. 40 dakikalık bir yürüyüş ardından gelen sesler. Mutlular, insanlar çok mutlu. Bizim rehber olan daniel tam çılgın çıktı. Fotoğraflarda çılgın çılgın hareketler yapıyor. Sürekli fotoğraf çekiliyoruz ve dönüş zamanı. 6.30-7.30 saatleri arası iki zirveyi de hatta onlara göre üç zirveyi tamamlamış oluyoruz. Bizim Kanadalı çocuk irtifadan çarpıldı ve bende onu gardaşım diye bağrıma basarak rehberi inmemiz gerektiğini söyledim. Çünkü zirvede fazla kalmak istemeyen bir vücudum vardı. Bu seferlik beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. 7 saatlik bir tırmanışın ardından çıktığımız yolu 3 saatte inerek çadırda tuluma girmeden uyuyakalmama sebep olan bir gündü. Oo hadi hayırlı olsun bitti dediğinizi hissedebiliyorum. Ama sizde bende yanılıyoruz. Daha 5 saat bir iniş gerçekleştireceğiz. Yarın akşam şehirde olabilmek için Mweka kampına inmeliyiz. Sis ve bitmek bilmeyen merdiven gibi yolu sessizce, eşyalarımızı taşıyanların koşturma ve jambo demesi dışında grubumuzdan pek ses çıkmadı. 5.saatin sonunda defterin başındayız. Evet bugünde 3100 metredeyiz.”…

P2150174-768x1024

Yemek olunca insan kaybediyor kendini neyse rehberlerimiz yanımıza gelip bugünün nasıl olduğunu sordu. Gayet iyiydi lafını söyleyip gayet yorucuydu dedim içimden. Biz bugün zirve yapmıştık. 5895 metre elma yiyorduk. İyi ki gelmişim diyerek çadırıma çekilip uyumaya bıraktım vücudumu. Yemekte 15 saat yürüdüğümüzü hesaplayınca toplanıp tüm masayı temizledik.

7.gün: Mweka Kampından Mweka Girişine ve Moshi’ye

Hiç uyumadığım için şikayet ediyordum ta ki uyuduğum son geceye kadar. Sanırım son kamp ve yorucu bir vücut hiçbir şey sorgulamadan uyuyakaldı. Sabah uyandığımda tekrar uyumak istesem de çantamı hazırlayıp kısa sürede çadırları toplandı. Bizim ekibimiz gayet iyiydi. Adamlar kafalarında yük taşıma konusunda yüksek lisans yapmışlar. 3 saat ormanın içinde, alçaldıkça ısınan hava eşliğinde tebrikler yazısına ulaştık kısaca sona gelmiştik. Ölüyorduk falan derdim ama gayet iyiydik. Keyfimiz yerindeydi. Bir tarafta hediye satan diğer tarafta koğuşta yıkanıyor havası veren hamallar vardı. Ortam gayet iyiydi. Tüm şirketlerin minibüsü vardı ancak bizimkisi yoktu.

Zirveye çıktığımıza dair bir defter daha doldurduk. Yazmışlar bu dağda kimse kaybolmaz. Tabi bu defterler şehirde olsa kimse kaybolmaz. Derken bizim aşçımız bize öğlen yemek hazırladı. Yemek en sevdiğim şey makarnaydı. Yanında sos beklerken aşçı “ sos yok” dedi. Tabi her gün soslu yiyen bizler gözlerimizi açıp bir makarnaya bir de aşçıya bakakaldık. Şekerli makarna gibiydi ama tadı gayet güzeldi. Sadece iki grup kalmıştık. Hepsine emeği için çok teşekkür ediyorum. Bize son kampta yaptıkları “hakuna matata” everything is all right mesajını verdikten sonra kısa bir dansla sonlandırmışlardı son kampımızı. Küçük bir kutlamadan sonra zirve yaptığımıza dair belgelerimizi aldık. Kendi aramızda yemek yedik ve fotoğraf paylaşımı yaparak veda konuşması yaptık.

G Adventures ve Türkiye’deki şubesi Geographika’ya çok teşekkür ediyorum. Rehberiyle, aşçısıyla ve diğer insanlarıyla bu tur bir harikaydı dostum.

8.gün: Moshi’den ayrılma vakti

Sabah 7’de uyanıp, hemen kahvaltımı yaptım ve otelin taksisi ile son fotoğrafları çekerek havaalanına ulaştım.

Eğer aklınızda böyle bir plan varsa ve şartlar tamamsa hiç kafanızda kur yapmayın. Tek kişiymişim, dilim yetersizmiş pek önemi yok. Sadece araştırma yapın ve uçak bileti çıktısı almayı unutmayın yoksa vize alırken sorun olabiliyor.

Aslı Alkış

Diğer ülkeler...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>